Sinderion’un Alan Günlüğü

    0
    686

    Çeviren: Ahmet Sait Akten

    Çarşamba, Mayıs, 4.çağ 58

    Hayatımın büyük bir kısmını Nirnotu’nun gizemini çözmeye adadım ama yine de hala tatmin olmuş değilim. Bu garip bitkinin çıkardığı titreşimli sesler sanki bu sırrı çözmem için beni kışkırtıyor. Cömert ve azimli bir gezgin, benim yerime araziye çıkıp bana 5 tane Nirnotu getirdi, bense sadece sıradan simya oluşumları olduğunu düşündüğüm bitkileri toplayabiliyordum. Ama bu sadece beni amacıma ulaşma yolunda daha da hırslandırıyor.

    15 yıldan uzun bir süre sonra, bir gün Batı Ormanı hanının bodrumundaki bitki üzerinde çalışırken sonunda dualarım karşılığını buldu. İlk olarak Nirnotuna has olan daha önceden de alışık olduğum sesi duydum. Arkamı döndüğümde ise heyecandan kalbim sanki yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Evet, bu bir Nirnotuydu ama daha önce gördüklerime hiç benzemiyordu. Bitki kızılın farklı tonlarında göz alıcı bir yapıya sahipti ve her yaprağı sanki Nirnotu’nun alev almış bir çeşidi gibi görünüyordu. Gördüklerim karşısında adeta şoka uğradım. Böyle eşsiz bir güzelliğe sahip bir Nirnotu türünü hayal dahi edemezdim. Otu bulmanın biraz zaman aldığını söyledi ama sonuç olarak tam da benim istediğim şeyi buldu ve herhalde ben de bunu karşılıksız bırakacak değilim.

    Bir süre öylece bakakaldıktan sonra sonunda bana bu hazineyi getiren gezgine gidip birkaç soru sormak geldi aklıma. Skyrim’de yaşayan Obeth Arnesian isimli bir hazine avcısıymış. Karamenzil civarlarında büyük mağaraların yer altına uzanan kollarında keşif yaparken kendi deyimiyle ses çıkaran kırmızı bir ota rastlamış. Mağaralarda değerli bir şey bulamayınca eli boş geri dönmek istememiş ve kızıl nirnotlarından birini alıp eve getirmiş.

    Bitki üzerine düşünüp başka bir şey daha sormadan önce Obeth kızıl Nirnotu örneğini, Karamenzil’deki yerini gösteren bir harita ve girişteki savunmaları geçmek için garip bir anahtarı satmayı teklif etti. Karar vermem çok uzun sürmedi. Obeth Skingrad’dan bin septim daha zengin ayrıldı ama tek bir kızıl Nirnotu için bile bunun on katını verebilirdim.

    Plan yapmak bir yılımı aldı ama sonunda hazırlanıp çalıştığım yeri sattım ve Skyrim yollarına düştüm. Aceleyle Karamenzil’e gidip araştırmaya başlamadan önce yeni bir laboratuvar kurmam gerektiğini biliyordum ama bunu tenha bir yerde yapmak istiyordum. Onur üyesi olduğum Kışhisar Kolejinde uygun bir yer bulmak için soruştururken Vadikent’te küçük bir çiftliği olan botanik simya öğrencisi Avrusa Sarethi’nin yardımcı olabileceğini söylediler. Nirnotu hakkında ona verdiğim bilgilerin karşılığında artık Sarethi’nin çiftliğini alan araştırması için başlangıç noktası olarak kullanabiliyordum. Kızıl Nirnotundan Sarethi’ye hiç bahsetmedim ama bunun haricinde misafirperverliğine karşı bildiğim her şeyi onunla paylaştım.

    Birkaç ay geçtikten sonra sonunda Karamenzil’e girmeye hazırdım. Mağaraların derinlikleri inip Obeth’in bana verdiği Mistik Sembol Lügatını kullanarak içeri girdim. Amacım şu ana kadar yapacağım en büyük simya deneyi için yeterli miktarda kızıl Nirnotu toplamaktı. – Gerekli katalizatörü sağlamak için en az 30 tane toplamam gerektiğinden emindim.

    Bu böylece bugüne kadar devam etti. İlk çalışmalarım Kızıl Nirnotu’nun nem konusunda diğer bitki çeşitleriyle benzerlik gösterdiğini ama aynı zamanda da Karamenzil’de görülen dev mantarlarla bazı ortak yönleri barındırdığını gösteriyordu. Ben şahsen mantarların yer altındaki nemli havayı bir sünger gibi çektiği için birer su kaynağı olduğunu düşünüyorum. Bu Nirnotu’nun yetişmesi için ideal bir ortam sağlıyor. Ne yazık ki, kızıl Nirnotu’nun çok kısa bir ömrü var gibi gözüküyor ve burada sayılarının pek de fazla olduğu söylenemez. 30 tanesini toplamak benim için epey zor olacak ama en azından Karamenzil sakinleri mantarları toplarken bana bir zorluk çıkarmayacaklar.

    İngilizce öğretmeni, oyun bağımlısı, RPG hayranı, Crewals.com'un kurucusu. Evli, iki çocuk babası. Oyun tutkusuna karşın eşinin anlayışına hayran.