Ayleidlerin Son Kralı

    0
    496

    Çeviren: Enes Yetiş

    Ayleidler, yani Anavatanlı Ulu Elfler, kayıtlı tarihin başladığı zamanlardan bile önce, uzun çağlar boyunca Cyrodiil’e hükmettiler. Onlarla ilgili ilk tarih kayıtlarından biri, Ak Altın Kulesi’nin düştüğü yıl olarak bilinen 1. Çağ 243 yılına aittir. Bu tarih aynı zamanda pek çoğu tarafından Ayleid’lerin yeryüzünden silindiği tarih olarak kabul edilir.

     

    Ayleidler’in Cyrodiil üzerindeki hakimiyetleri 1. Çağ 243’de yukarıda bahsedilen olay neticesinde zayıflamıştır. Bu, uzun süren restleşme yıllarının sonlarına doğru yaşanan, bariz olaylardan sadece biridir. İlk Çağ’ın birinci ve ikinci yüzyıllarında, Cyrodiilli Ayleid Lordları arasında yaşanan ihtilaflar giderek artmıştır. Alessia da bunu fırsat bilerek, kendi yükselişini hızlandırmak için iç çatışmaları teşvik etmiş ve ziyadesiyle körüklemiştir. İmparatorluk tarihçileri her ne kadar onun zaferini Skyrim’in lehte müdahalelerine bağlasalar da, Ak Altın Kulesinin kuşatılması sırasında, asi Ayleid lordlarından gelen destek ve yardımların da payı büyüktür.

     

    Ayleidlere ait ‘zalim köle efendileri’ vasfı, aslında gerçek olayların yansımasıdır, ancak 263 yılından sonra Ayleid prenslerinin, Cyrodiil İmparatoriçesi’nin manda beylikleri olarak, Cyrodiil’i yönetmeye devam ettiği sıralarda, bu vasıf kendini göstermemiş ve pek fazla geçerli olmamıştır. Bu da, ya Ayleid yönetiminin uluslar arası anlamda beğenilmediğini ya da Alessia ve yardakçılarının inanılandan daha fazla işgüzar olduklarına veyahut da ikisine birden delalet eder.

     

    Her halükarda, bir zamanlar Ayleidlerin yurdu olan yerlerde yapılan kazılarda, sözüm ona Geç Ayleid Dönemi (1. Çağ 243 ile 498 arası) sırasında daimi mevcudiyetleri ve hatta topraklarını genişlettiklerine dair bulgular ortaya çıkmıştır. İlk başta, Ayleid lordlarının bir çoğu yeni insan ırkı rejiminin mandaları olarak hüküm sürmeye devam etmişler, daha sonra da, Alessia’nın Ayleid yardakçıları, mağlup olan düşmanlardan alınan topraklarla ödüllendirilmiştir. Cyrodiil İmparatorluğu altında insan köleliğinin, hangi zamanlara ve sınırlara kadar uzandığı tam olarak bilinmemektedir. İnsanlar Cyrodiil’in, Ayleid’e ait bölgelerinde yaşamayı sürdürmüşler ancak ortada, hangi koşullar altında yaşadıklarını belirten herhangi bir bulgu yoktur.

     

    Bu, en başında pek de iyi başlamayan bir ilişkidir ve çok uzun sürmemiştir de. İmparatorluk sınırları içerisinde, Ayleid soylularının mevcudiyetine olan tahammülsüzlük, Maruhk tarafından kurulan sözüm ona Alessian Tarikatı’nın yükselişine zemin hazırlayan bir durumdur. Öyle ki, Alessian Müridlerinin ilk kurbanları, Cyrodiil’li Ayleidlerdi. 300’lü yılların başında, insanların hakim olduğu topraklarda hayatta kalan Ayleid toplulukları teker teker yok edildi ve mülteciler de, az da olsa geriye kalan Aleyid lordluklarının gücünü şişirdiler.

     

    Sonra 361’de, Alessian Müridleri İmparatorluğun hakimiyetini ele geçirdi ve Alessian Mezheplerini bölgeye yaydı. Lordlukların gücü de tamamen ortadan kalktı. Bu yaptırım şiddet kullanılarak alınan bir karar değildi – bu noktada görünüşe göre şartlar, açık ara farkla onların aleyhineydi ve kaderleri önceden belirlenmişti. Kalan Ayleid’lerin çoğu terk-i diyar eyleyerek, Yeşilyurt ve Ulu Kaya’da Elf nüfusuna karışıp asimile oldular. Doğrusu, Direnni Egemenliği’nin yükselişi muhtemelen Ayleid’lerin Cyrodiil’den göç etmesi ile bağlantılı bir olaydır(tarihçiler henüz bu konu üzerinde çalışma yapmamışlardır).

     

    Yine de, Ayleid nüfusundan geriye kalanlar, Alessian hükümranlığından sağ çıkmış olabilirler çünkü bazen “Ayleid’lerin son kralı”nın 482 yılında, Glenumbria Kırları’nda, Alessian Müridleriyle savaştığı ve bu savaşta Dirennis’lerin Alessianları mağlup ettiğini duyuyoruz. Kralın adamlarının önceki asırdan nasıl sağ kurtuldukları ve varlıklarını nasıl devam ettirdikleri gizemini koruyor. Her ne kadar araştırmalar, “son kral”ın istirahat yerinin Nenalata olduğunu gösterse de, onların kim olduklarını henüz bilmiyoruz. Ne yazık ki, İmparatorluk’un şu anki durumu, bu kadim harabelerin bilimsel olarak makul bir şekilde araştırılması için, bütçe ayırmaya müsait değil, bu nedenle, bu soruların cevaplarını bulma vazifesini, şimdilik gelecek nesillerimize bırakmak zorundayız.

    Bedirhan Köse
    Oyunların dünyasına girmekten, gezmekten ve incelemekten büyük zevk alan Bedirhan, dijital ortamda kendi mekanlarını meydana getirmekte ve kendi hikayelerini yazmakta. -"İyi bir oyun, oyundan fazlasıdır."